En iyi 5 günlük aracı

Lifehacker.com sitesinin düzenlediği “En iyi 5 günlük aracı” anketi henüz sonuçlanmamış olsa da şu ana kadar ortaya konan sonuçlarda kağıt ve kalemden sonra en çok tercih edilen günlük aracının wordpress olması beni fazla şaşırtmadı işin gerçeği. 

Internet kullanımı yaygınlaştığından beri sesimizi geniş kitlelere duyurmak oldukça kolaylaştı. Özellikle forum alanlarında bazen aşırıya kaçsa da yaşanan fikir münazaraları artık olağan sayılabilecek bir konuma geldi. 

Bunun yanında kişisel olarak duygu ve düşüncelerimizi aktarabileceğimiz günlükler tamamen yokolmadıysa bile benim tahminimce oldukça azaldı. Ancak medyada takip ettiğimiz kadarı ile günlüklerin ceza davalarında delil olarak kullanılması bile onların hayatımızdaki önemini vurguluyor. 

Günlük tutmanın bir çok yolu var. En basitinden ihtiyacınız olan bir kağıt ve kalem. Eğer internet üzerinden günlük tutma yolunu seçecekseniz, internet bağlantısı ve gerekli servis sağlayıcı ve hizmetler. Bir diğer yol da bilgisayarımızda lokal olarak saklayabileceğimiz ve gerektiğinde çıktısını alabileceğiz kayıt ortamları. 

İşte lifehacker sitesi bu ortamlardan en çok hangisinin tercih edildiğini ortaya çıkarabilmek için bir anket düzenlemiş. Önce kullanıcılar adaylar belirlemiş şu anda kullanıcıların belirlediği bu adaylar oylamada. Anket sürüyor. 

Her ne kadar bahsettiğim sitenin linkine tıklarsanız son durumu görebilme şansınız olsa da ben kısaca bir değinmek istedim son duruma.  

Günlük tutanların büyük bir kısmı tercihini kağıt ve kalemden kullanıyor. Hemen arkasından wordpress geliyor. WordPress’in diğer rakiplerinden en büyük avantajı her hangi bir ücret ödemeden kullanılabilirliği. 

3. sırada benim yeni duymuş olduğum Evernote programı var. Aslında sadece program demek haksızlık. Bilgisayarınıza kurduğunuz bir programla bütünleşik olarak kullandığınız bir web servisi Evernote. Internet ortamında karşılaştığınız her türlü dokümanı, internet sitesini tek tuş aracılığı ile arşivlemeniz ve daha sonra bu arşivlerden yararlanarak değerlendirmeler yapmanız mümkün. Diyelim bir web sitesinde bir yazı okudunuz, hoşunuza gitti. Hemen evernote’a gönderiyorsunuz ve orada saklanıyor. Daha sonra başka bir bilgisayardan bile hesabınıza ulaşarak bu notları kullanmanız mümkün. Programın web sitesini ziyaret için tıklayın…

Son 2 sırayı paylaşan Microsoft programları. OneNote ve Word. Word hakkında zaten bir şey söylemeye gerek yok, tanımayan olduğunu sanmıyorum. OneNote ise Evernote benzeri Microsoft’un Office paketinde yer alan bir program. Evernote’un ücretsiz (Premium üyelikler ayda 5 $) OneNote’un da ücretli olduğu düşünülürse tercihlerin sebebi bir nebze anlaşılır. 

Anket sonuçlanınca kesin sonuçları öğreneceğiz tabii ama. WordPress’in güçlü programlar karşısında bu kadar tercih edilebilir bir duruma gelmesinden hoşnutluk duydum zira WordPress’in gücüne inandığımdan uzun bir süredir bir WordPress kullanıcısıyım. Eğer henüz bilmiyorsanız şu an bulunduğunuz bu sitenin de wordpress altyapısı ile çalıştığını hatırlatayım.

Internet, Teknoloji, Wordpress kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kansere karşı korunma tedbirleri

Öneriler:

1. Her akşam duş alın, üstünüzü tamamen değiştir.(Çevre kirliliğini eve taşıma)

2. Haftada en az bir kere balık. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara’nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.

3. Evde en az halı kullanın. Temiz tutun(sirkeli su ile silin).

4. Bulaşığı en az deterjan ile ve eldivenle kullanarak temizleyin(Makina yok!).

5. Çamaşırda her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve iyi duruluyoruz.

6. Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.

7. Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.

8. Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA’yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.

9. Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan, cep telefonundan ve radyasyon yayan(özellikle tüplü) cihazlardan uzak duralım ve az kullanalım.

10. Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.

11. Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.

12. Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.

13. Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım. Bisküvi, gofret, çukulota, cips türü şeylerden uzak tutun, bu ve benzeri şeylerin beslenmeye hiçbir katkısı yoktur.

14. Belki tuzcular üzülecekler ama Konya’ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye’nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü’müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.

15. Amerika’daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir.

16. En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.

17. Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.

18. Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı . Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.

19. Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.

20. Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.

21. 3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.

22. Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey… Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.

23. Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.

24. Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.

25. Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.

26. Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.

27. Sigara kullanmayın, kullananlardan uzak durun.

28. Kesinlikle kepekli un tüketin.

29. Hergün düzenli yürüyün. Zihin sağlığı için haftada en az bir kitap okuyun.

30. Kilonuzu düzenli olarak kontrol edin.

Prof. Dr. Erkan Topuz

Kişisel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir salkım kiraz

Karamürsel Sepeti

Sanırım yine bugünün 30 yıl kadar öncesindeydi anlatacaklarım. Aradan bu kadar zaman nasıl geçmiş, ne zaman geçmiş hiç farkında değilim. Neredeyse koca bir ömür. 

Yandaki resimde gördüğünüz sepete “Karamürsel sepeti” diyorlar. Meşhurdur..  Üst kısmında bulunan bir sicimle bele bağlanır ve yan tarafa doğru sarkıtılır. Bu sayede ağaçlardan meyve toplarken eğilip bükülmek sorunda kalmazsınız. Aynı zamanda meyveler de olabildiğince az zarar görür. İşte bu sepetle ilk defa tanışmam 30 yıl önceye dayanıyor.  (Resmin üzerine tıklayarak büyük halini görebilirsiniz)

Rahmetli Sezai Dedem, hani öyle emekli olayım da kahve köşelerinde pişpirik oynayayım havalarında hiç olmadı. 1983′de ben 11 yaşında kaybettiğimiz zamana kadar hep çalıştı. Allah gani gani rahmet eylesin. En büyük zevki bizim yazlık olarak adlandırdığımız Karamürsel’deki evimizin arkasındaki büyük bahçede meyve ağaçları yetiştirmekti. Hafta içi İstanbul’un keşmekeşi içinde çalışır, haftasonları da Karamürsel’e kaçar, ağaçların diplerini bellerdi. O zamanlardan hiç gözümden silinmeyen bir sahne; dedemin terden sırılsıklam olmuş atleti, ensesinde yine ıslanmış mendili ile, ağaçların dibini bellemesidir. Kardeşim Tayfun ve ben evden testi içinde su götürürdük kendisine o yakıcı güneşin altında kavrulan nefesine bir ferahlık olsun diye. 

kirazbahcesi2
Bütün bu emeklerin sonunda mayıs- haziran aylarında kirazlar olgunlaşırdı. Ama görüntüyü size tarif edemem. Şimdiki gibi elimizde dijital fotoğraf makineleri, cep telefonlarımız olmadığı için görüntüleyemedik ama kirazların bolluğundan dalların yere kadar eğildiğini söylersem kesinlikle abartmış olmam. 
kirazbahcesi1
Yine böyle bir gün dedemin peşine takıldık kiraz toplamak için. Bellerimize birer sepet bağlandı ve dalların yere yakın kısımlarından toplamaya başladık kirazları. Dedem geldi yanıma. “Anam, babam.. kirazı öyle hoyratça çekip sapını ağaçta bırakmayacaksın ki seneye yine aynı yerden meyve verebilsin. Sapının ucundan tutup hafifçe, zorlamadan çevirdiğin zaman kendiliğinden eline düşer. Hadi benim akıllı torunum” dedi.. Aynen dediği gibi yaparak sepeti doldurmaya başladım ama bir yandan da kaçamak yapıp midemi dolduruyordum. O gün ne kadar kiraz yemiştim hesabını yapamam.

Geçenlerde markete gittik, kirazın kilosu 20 lira. Yani çocuk bu canı çeker, arkadaşında görür imrenir. Almam diyemezsiniz ama cep yakıyor açıkçası. O an işte yukarıda anlattığım sahneler canlandı gözümde. Bir yanda biz karnımız ağrıyana kadar yediğimiz – hem de dalından kütür kütür – bir yanda da şimdinin çocukları.. Elbette bir yerlerde kırsal kesimde yine aynı şekilde kirazbastı dalların altında karnını ağrıtan çocuklar vardır. Ama şimdinin apartman çocukları, şehir yeni yetmeleri hiç bir zaman bilmeyecekler kirazı dalından yemenin zevkini. 

Geçende annem aradı. Gelmiyor musunuz kirazlar toplanacak diye… Sanırım bize yine yollar gözüktü.. Sepetleri hazırlayın bakalım…

Kişisel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir öküzün anatomisi

 

Bir öküzün mesajı

Bir öküzün mesajı

Efendim bildiğiniz üzere öküz her yerde öküz. Yer ve zaman faktörü değişse de öküzlerin varlığının eksikliğini hiç bir zaman çekmeyeceğiz gibi geliyor bana. 

Bildiğiniz üzere bugün (yani aslında dün) anneler günüydü. E-posta kutuları doldu taştı. Sms mesajları tavana vurdu. Bütün bunların yanında centilmen!!! geçinmeye çalışan öküzümsü varlıklar da fırsattan istifade edebiyat parçaladılar. 

Yukarıda yazının girişinde gördüğünüz resim bir ekran alıntısı. Facebook’ta bir vatandaşın sayfasında gördüm. Okudum.. Önce güldüm, sonra acıdım.. Cidden acıdım çünkü bu vatandaş acınacak bir vaziyete düşürmüş kendisini bayanlara şirin gözükmeye çalışırken. (İsim ve resim tarafımdan sansürlendi)

Türkçe’yi bir kenara bırakıyorum güzel kardeşim. Türkçe’yi katletmişsin ama hadi bu sefer onları görmeyeyim.

Güzel kardeşim. Canım arkadaşım.. 

“Bütün çocuğu olan annelerin, anneler gününü kutlarım” demişsin

Lan çocuğu olmayan anne mi olur? Çocuksuz anne olur mu?  Çocuğu olan zaten annedir, olmayanın da zaten günü falan kutlanmaz. 

Allah’ım sen bu şirinlik yapacağım derken bunu bile eline yüzüne bulaştıran vatandaşlara akıl fikir ihsan eyle. 

Amin.

Kişisel kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 2 yorum