Papatya gibisin beyaz ve ince
Eziliyor ruhum seni görünce
İsmin dudaklarımı yakıyor neden
Nedir bu çektiğim senin elinden
Yalvarırım sana gel üzme beni
İnan bana çok seviyorum seni
Gel kollarıma artık bekliyorum
Papatyam seni özlüyorum
Neden sanki öyle dudak büküyorsun
Yoksa açık söyle hiç mi sevmiyorsun
Sana soruyorum neden susuyorsun
Bana bu sevgiyi çok mu görüyorsun
Bilsem söylermiydim gizli hislerimi
Keşke görmeseydim gülen gözlerini
Biliyorum fakat sen de seviyorsun
Anladım çapkınca naz ediyorsun
Güfte ve Beste: Necdet Koyutürk
Biliyorum tüm mevsimlerin kendine has güzellikleri var. Sonbahar yağmurlarının serin ürpertisini de severim, yaz güneşinin kavuruculuğunu da. Ama baharın yeri ayrı bende. Bunun nedeni de en sevdiğim çiçek olan papatyanın dört bir yanı kaplamış olması.
Hani bazen gözlerinizi kaparsınız ve bulunmak istediğiniz yeri hayal edersiniz ya. Biraz önce, yukarıda sözlerine yer verdiğim eski tangoyu dinlerken gözlerimi kapattım ve evrenin başka bir boyutunda buldum kendimi. Papatyalarla bezeli ucu bucağı belli olmayan bir kır canlandırın gözlerinizde. Hava hafif esintili. Öyle ki papatyalar dans eder gibi salınıyorlar esen meltemle birlikte.
Siz sırt üstü uzanmışsınız toprağa, kollarınız iki yanınıza doğru açık. Gözleriniz kapalı. Uzaklardan dingin akan bir derenin şırıltısı, hanımellerinin kokusu geliyor. Tabii Secaattin Tanyerli’ de o kadifemsi sesiyle eşlik ediyor bu doğa harikasına..
Ölsem gözlerim açık gitmez.. Böyle bir zevk ortamı..
Haa biraz önce gözlerimi açtım yazıyı yazmaya başlamadan evvel. Odamdaymışım.. Önümde dibi görünmüş kahve fincanı.. Dört duvar arası..
Ama hala o melodi geliyor ya.. Yeter işte..
Bilsem söylermiydim gizli hislerimi, keşke görmeseydim, gülen gözlerini…….