Şu an yazacaklarımı okuyanlar belki beni muhafazakar biri sanabilir. Oysa inanın ucundan yakınından alakası yok. Muhafazakarlık bir yana oldukça modern düşünceli olduğumu rahatlıkla iddia edebilirim. Estetik olduğu sürece kadın vücudunun resim, fotoğraf gibi sanatsal çalışmalarda sergilenmesinden rahatsızlık duymam.
Gelelim konumuza. Biraz önce seyrettik Eurovision yarı finalini. Aslında bu yazacaklarım çok daha önceden kafamın içinde birikmişti ama yine de beklemek ve görmek istedim bakalım ne olacak diye. Eh yani önyargı ile yaklaşmaktansa görüp değerlendirmek bana daha mantıklı gelir her zaman.
Şarkı hakkında yorum yapmak istemiyorum. Şarkı ile ilgilenmiyorum çünkü. Hadise veya bir başkası bu yarışmada birinci veya sonuncu olmuş benim için hiç bir değeri yok. Zamanında Ajda Pekkan’da sonuncu oldu Eurovision’da ama kimsenin Ajda’nın değerini yitirdiğini düşündüğünü hiç sanmıyorum.
Şarkı ile ilgilenmiyorsan ne yazıyorsun be adam bu bir şarkı yarışması diye çıkışacaklar olacak elbet. Bu bir şov, şov dünyasında olur bunlar, gereklidir diyenler de olacaktır. Bu konuda farklı düşündüğümü ifade edeyim. Neden diyecek olursanız şöyle izah edebilirim.
Evet kabul etmek gerekir ki müzik endüstrisi artık sadece ses pazarlamakla yürümüyor. Sesin yanında görsel artılar sağlanmadıkça müzik piyasasında tutunmak pek kolay değil. Hatta çok özel Allah vergisi bir sesiniz ve kabiliyetiniz yoksa imkansız bile diyebilirim.
Bu bağlamdan yaklaşınca özellikle bayan şarkıcıların (sanatçıların demiyorum dikkat çeker, parmak basarım) görsellik namına sağlarını, sollarını açmaları, popo sallamaları, gerdan kırmaları, yatakta sevişgen pozlar vermeleri ve nihayetinde mastürbasyon malzemesi olmaları kaçınılmaz. Bunları yapmazsanız klibiniz seyredilmez, seyredilmezse albümünüz satmaz. Neymiş? Albüm satmak için, kliplerde bol bol soyunup dökünüp oranızı buranızı göstermeniz gerekirmiş. Ticari açıdan yaklaşırsanız burası böyle. Açın video müzik kanallarını baldırı çıplak kaldırım kargalarının kliplerini izleyin. Sonra bana haksızsız lan terbiyesiz diye yorum bırakabilirsiniz.
Tamam ticari açıdan böyle olmasına böyle de.. Eurovision yarışmasına ticari yaklaşmanın ne derece doğru olduğunu bilemiyorum. Eurovision’da yaptığınız şey kendinizi pazarlamak değil, ülkenizi temsil etmek. Hemen dönelim biraz önceki yarı final gecesine. Şarkının ingilizce olmasına zaten baştan beri karşıyım. Türkiye’nin dili Türkçe’dir… Hangi amaçla olursa olsun Türkçe dışında bir dille bu yarışmaya katılmayı yanlış buluyorum. Neyse burası önemli değil.
Şu şov ve kıyafet olayına geleceğim. Yukarıda bir resim koydum son kostümlü provada çekilmiş. Ey Türk babası.. Lütfen bana söyleyin. Samimi olun.. Hanginizin kızı, ülkemi temsil ediyorum babişko diyerekten yukarıdaki pozu dünya aleme seyrettirse alkış alır tarafınızdan? Şimdi bana geri kafalı diyen çıkabilir. Ama bizim belli bir geleneğimiz, örfümüz, adetimiz var. Bunu yok saymak, modernleşmeyi kıçını başını açmakla eş tutmak doğru mudur, değil midir yorum sizlerin. Eğer modernleşme, çağdaşlaşma böyle baldır, bacak kaldırıp kıçını başını cümle aleme göstermekse yok kalsın sayın abim ben almayayım.
Bu şovu seyreden Avrupalı’lar “Woowwww she’s hotttt” falan tezahüratlarda bulunup bu Türkler amma ilerlemişler hadi AB’ye girsinler artık diye düşünürler mi sizce? Neyse uzatmamayım bana ters. Son derece itici, zevksiz buldum kıyafeti ve şov namına yapılan baldır bacak gösterilerini. Halbuki yılbaşı gecesi şarkıyı ilk dinlediğimizde sahneye çıktığı düşük bel kot ve tişörtle oldukça tatlı ve hoş bir görüntüsü vardı.
Cumartesi günü final gecesi. Bu yazıyı yazarken yarı finalin sonuçlarına hiç bakmıyorum, muhtemelen finale rahatlıkla kalacak. Ama ben aynı gösteriye ve aynı sıradanlığa ikinci bir kez daha katlanabilir miyim bilmiyorum.
(NOT: Hadise’yi hadis olarak yorumlayıp sayfayı tekkeye çeviren google adsense’i da kınıyorum efenim)