Siz hala sansürleyemediklerimizden misiniz?
Gün geçmiyor ki her defasında “yok artık” dedikten sonra yeni gelişmeler karşısında ağzım açık şaşkınlıkla kalmayayım.
Bugün, severek takip ettiğimiz sinema temalı öteki sinema sitesine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan bir yazı geliyor ve yayınladıkları bir film eleştirisinden dolayı konu edilen yazının kaldırılması (bildiğiniz sansür yani) konusunda gereğinin yapılması isteniyor. Açıklamalarında ise şu ifade yer almakta:
Kanunun 4 üncü maddesinde …. sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur. hükmü yer almaktadır.
Sonuç olarak;
Bahse konu mevzuat çerçevesinde, internet sitenizdeki içeriklerin yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde gözden geçirilerek, cezai sorumluluğunuza ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, söz konusu içeriklere ulaşımın derhal mevzuata uygun hale getirilmesi,bu içerikler konusunda yasal tedbirlerin alınması hususunda gereğini rica ederiz.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu / Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı
Çeşitli internet sitelerine, çeşitli nedenlerle bir yaptırım olarak uygulanan engelleme kararları bizlere artık sıradan gelmesine rağmen (alıştık sanırım) yok artık dedirten bu son anlamsız ve hukuk dışı uyarı yazısı karşısında hem dostlarımızın yanında olmak hem de konu ile ilgili bir kaç kelam etmek amacıyla şu satırları yazmak farz oldu.
Ülkemizin birçok köşesinde hergün binlerce suç işlenmekte bildiğiniz üzere. Hırsızlıkları, cinayetleri, vahşet haberlerini hergün gazete ve televizyonlardan derinlemesine detayları ile okuyoruz, bilgileniyoruz. En acımasız cinayetlerin soğukkanlılıkla nasıl işlendiği konusunda gerekli gereksiz bir çok haberle muhattap oluyoruz. (Bakınız Münevver Karabulut hakkında yazılı ve görsel basında çıkan haberler). Bu haberleri gazete ve televizyonlara taşıyan basın mensuplarının suça iştirak ettiklerini, suça özendirdiklerini veya suçla ilgili herhangi bir bağlantı kurulabileceğini hiç kimse iddia edemez sanıyorum. (İddia edebilen varsa ne içiyorsa bana da versin rica edeceğim).
Hal böyle iken bir film hakkında bir inceleme yazısı yazmış bir internet sitesine filme yönelik bu yazı nedeniyle ihtarda bulunulmasını en hafif tabirle komik bulduğumu ifade edebilirim. Yazıda bahsedilen film hakkında herhangi bir değerlendirme yapmama gerek yok, konumuz film değil çünkü. Konumuz ilgi alanlarına giren bir yapımı değerlendirip inceledikleri gerekçesi ile ihtar edilen kişilerin varlığı. Bu 21. yüzyıl Türkiye’sine kesinlikle yakışmayan ve anlamsız bir tutum.
Benim düşüncem bu tip hareketlerin kişiler üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanılıp insanları otosansüre yöneltmesi. Aman başım derde girmesin, aman başım ağrımasın diye diye insanların otokontrol çabaları sansürün kendisinden de tehlikelidir. Çünkü zamanla sistemin ve düzenin bir parçası haline gelir ve sistemden farklı düşünememeye başlarsınız…
Ve size herşey normal gelmeye başlar .. Hatta ve hatta özgür olduğunuzu, özgür bir ülkede bile yaşadığınızı düşünür ve kendinizi buna inandırırsınız.