Dünyaya geldik bir kere…

Doğduğum gün

İlk gün

Sene 1972, aylardan şubat. Oldukça soğuk bir kış gününde sabırsızlanıp, normal zamandan yaklaşık 2 ay önce gelmişim dünyaya.. O gün hakkında zihnimde yer alan sadece aile albümüzden siyah beyaz bir fotoğraf. Taksim İlkyardım Hastahanesinin küçük bir odasında annemin kucağında ben ve yanımızda da babam. Bu kirli dünyaya gözlerimi açtığım gün hakkında daha fazla şey bilmek isterdim. Mesela doğumumu gerçekleştiren doktoru, hemşireleri tanışma fırsatım olmasa da en azından görmek isterdim. Bundan yaklaşık 40 yıl önce teknolojik imkanların günümüzdeki kadar fırsat yaratmadığını düşündüğümüzde o elimde olan siyah beyaz tek kareye bile şükredesim geliyor.

İşin garip yanı 10 yıl önce dünyaya gelen Berkay’ın da doğum sonrasında odasında çektiğim 3-5 kareden ve yarım saatlik bir videodan başka bir görüntüsü yok. Şimdiki aklım olsa bu işi profesyonel olarak yapan birine devrederdim zira yaşadığınız o heyecanla ne yapıp yapmadığınızın farkına varamıyorsunuz. Garip bir ruh hali içinde sağdan sola koştururken aklınıza ne fotoğraf geliyor ne de başka bir şey. Ancak şu anda olduğu gibi yıllar geçtikten sonra keşkeler başlıyor ki yapacak bir şey kalmamış oluyor.

Yukarıda bu işi profesyonel olarak yapan birilerinden bahsettim ama aramızda kalsın fotoğraf profesyonellerini hiç sevemedim şimdiye kadar. Öyleki mecburen (kimlik, pasaport) çektirdiğim vesikalıklar haricinde stüdyoda çekilmiş fotoğrafım yoktur. En son Berkay’ın sünnet düğünü için poz vermiştik stüdyoda ortaya çıkan photoshoplu hilkat garibesini kimseler görmesin diye en ücra köşelerde saklıyorum.

Profesyonelleri sevmemenin sebebi duygu yoksunluğu. Geçiyorsunuz fotoğraf makinesinin karşısına makinenin arkasındaki kişi için artık siz bir konu mankenisiniz. Üzgün, dargın, kırgın veya hangi farklı duyguyu yaşayıp yaşamadığınız fotoğrafçıyı ilgilendirmiyor. Onun işi sadece çenenizi yukarı kaldırmak, boynunuzu az sola çevirmek, göğsünüzün dışarı, karnınızın içeri çekilmesini sağlamak hepsi bu. Size gülümseyin dediği zaman yüzünüzde sentetik bir tebessümden başka yapacak bir şeyiniz olmuyor. İşte bu sebeple oldum olası sevmedim profesyonel olarak çalışan fotoğrafçıları.

Hele hele söz konusu bir doğum olunca işler 2 kat daha fazla çetrefilli hale geliyor. Hani öyle biri olmalı ki hem profesyonelliğinin hakkını versin, hem de sizinle birlikte o heyecanı yaşasın. Bebek biraz geciktiğinde sizinle birlikte o tatlı telaşı duyumsasın. Bebeğinizin dünyaya ilk bakışının o enfes güzelliğini ölümsüzleştirirken diğer yandan ortamın o heyecanına ortak olabilsin.

Şimdi efendim biliyorum buraya kadar sıkılmadan okuyabilenleriniz olduysa “Ölme eşşeğim ölme, sen de çok şey istiyorsun be kardeşim” diyenleriniz vardır mutlaka. Buyrun size güzel bir haber. Ben bu bahsettiğim insanı tanıyorum desem size!

doğum fotoğrafçısı alev durmuşoğlu

İşte yukarıda yazdığım tüm bu özelliklere sahip kişi Doğum Fotoğrafçısı Sevgili Alev Durmuşoğlu . Her şeyden önce sitesinde bulunan çalışmalarından da görebileceğiniz üzere kendisi tam bir profesyonel. (dogumfotosu.com). Açıkça söylemek gerekirse sitesindeki bebek fotoğraflarını gördükçe insanın o muhteşem anı tekrar tekrar yaşayası geliyor. Ama benim size bahsetmek istediğim fotoğraf konusundaki becerisi ve profesyonelliği değil. Biraz önce de söylediğim üzere internet sitesini ziyaret edebilir ve çalışmalarından örneklere göz atabilirsiniz.

Yukarılarda bir yerlerde profesyonelliğe duyguları karıştırıp öyle servis etmekten bahsetmiştim ya Alev’in en sevdiğim yanı bu.  Eğer bir doğumu fotoğraflayacaksa Alev’i aileden biri olarak görmemenin mümkünü yok.  Ailenin bir ferdi, ablası haline dönüşüyor. Bebeğin gelmesini aile ile birlikte beklerken en azından onlar kadar heyecan duyduğunu rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz. Onlar için bir abladan farksız. Bu sayede her fotoğraf karesinde o anın heyecanını duyumsayabiliyorsunuz. Fotoğraf,  makinenin arkasındaki kişinin o anın tüm elektriğini yansıtabildiği zaman gerçek fotoğrafa dönüşüyor ki bunun için de makinenin arkasındaki kişinin o heyecanı birlikte yaşaması gerekli. İşte Alev’i doğum fotoğrafçılığı alanında eşsiz kılan da bu.

Kaynagiminsan.com sitesinde verdiği röportajda kendi anlatımıyla Alev’i daha yakından tanıyabilirsiniz. (Kaynağım İnsan / Alev Durmuşoğlu)

Dogumfotosu.com ve Facebook grubuna da linklerden ulaşabilirsiniz.

Eğer bebek bekliyorsanız veya düşüncesini taşıyorsanız, deneyimleyeceğiniz bu muhteşem anı ölümsüzleştirmek için artık kime ulaşacağınızı biliyorsunuzdur.  Bu konuda bir katkım olduysa ne mutlu bana…

3 yorum

  1. [...] This post was mentioned on Twitter by MerveM, Ömer Taylan Tuğut. Ömer Taylan Tuğut said: Dünyaya geldik bir kere… – http://clicky.me/1AOr [...]

  2. Ellerine aklına sağlık Taylan, ne güzel yazmışsın, çok teşekkür ederim :)

  3. GökTaşı diyor ki:

    Alev profesyonel olmasına rağmen, içindeki amatör ruhu kaybetmeyen bir sevdalı bence. Zira ne kadar zaman geçse de gözlerindeki ışık bana uzaktan da olsa hep bunu hissettiriyor. (şair burda profesyonellere kötü bir şey demek istememiştir, amatör ruhun saflığından bahsetmiştir) :P

Düşünceleriniz...