
Öncelikle size projeden bahsedeyim. Olay Proximity İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Cem Batu’nun Renault için düzenlenen bir organizasyon sırasında Laguna Coupé’yi görmesi ve ona aşık olması ile başlıyor. Eşinin, doğacak bebekleri yüzünden karşı çıkması yüzünden araca sahip olabilmek için yeni formüller üzerinde duruyor. Bu esnada aklına gelen bir “cin” fikirle bu kampanyaya adım atmış oluyor. 2 ay içerisinde belirlenen hedeflere ulaşabilmesi halinde Renault Laguna Coupé’yi Cem Batu’ya armağan edecek.
Hedefler de neymiş derseniz…
- Facebook’ta yer alan Renault Turkey FanPage’inin hayran sayısını 25.000’e çıkarmak.
- 2 ay içersinde, projeye ait internet sitesine en az 40.000 tekil ziyaretçinin gelmesi.
- Lider gazetelerden birinde projeyle röportaj konusu olmak.
- Disko Kralı’na ya da Beyaz Show’a çıkmak.
- ATV, Show, Kanal D veya Star’da, en az bir kez ana haber programına çıkmak.
- 5 internet sitesinin ekonomi veya otomotiv sayfalarında haber konusu olmak.
- 3 sektör dergisinde haber konusu olmak.
- 3 radyo programına konu olmak.
Kısaca özetlemek gerekirsek Cem Batu 2 ay içinde yukarıda listelenen hedeflere ulaşması halinde yeni bir otomobilin sahibi olacak.
Ve Cem Batu bizlere soruyor “Destek mi olacaksınız yoksa köstek mi?” , “Rezil mi olacağım yoksa vezir mi?”
Burada “bizden” kasıt, sosyal medya bireyleri. Eh ben de kendimi bir sosyal medya elemanı saydığımdan kendimce bir kaç söz etmek istedim bu proje üzerine. Projenin duyulmasına yardımcı olup destek mi olacağım yoksa sert eleştiriler getirip projeyi yerin dibine mi batıracağım diyerek bir giriş yapalım.
Eğer Cem Batu, bir sosyal medya bireyi olarak herhangi bir sıfat taşımadan böyle bir projeye adım atsa ve yardım talebinde bulunsa elbette hiç bir art niyet taşımadan elimden gelen tüm çabayı gösterirdim. Ki daha önce Furkan’ın Canon beni gör kampanyasına oldukça sağlam bir destek verilmişti tüm sosyal medya ağları tarafından. Yalnız burada Cem Batu sosyal medyadan bir birey yerine Proximity’nin Genel Müdür Yardımcısı sıfatı ile bu işe kalkışınca işler biraz karışıyor.
Bir reklam ajansının görevi temsil etmekte oldukları firmanın sunumunu en başarılı şekilde yapmak zaten. Bunu yapmak için de ödeme alıyorlar. Yukarıda koyulan hedeflerin çıtasının oldukça yüksek olduğu düşünülürse bu otomobil hediye etme olayına ücret+prim yaklaşımı ile bakmamıza engel var mıdır? Öte yandan bir de sosyal medya tarafı var bu konunun. Bir alt metin oluşturursak; “Profesyonel bir firma yapmakla mükellef olduğu kampanyayı duyurmak üzere sosyal medyadan yardım talebinde bulunuyor, şöyle ki bir yazarın yeni kitabını sosyal medyada duyurması ve “500.000 satış adedine ulaşmak istiyorum, lütfen bana destek olun, kitabımı satın alın” demesi gibi. Sosyal medyanın bir pazarlama mecrası olarak lanse edilmesi ve bu şekilde kullanılması beni rahatsız ediyor açıkçası.
Hadi bu tarafını bir kenara koyalım kampanyada o kadar açık nokta var ki profesyonel olarak iş yapan bir ajansın bu tip soruları nasıl yanıtlayacağını cidden merak ediyorum..
Bir reklamcıya şöyle bir alt metin sunsam bana profesyonel anlamda cevabı ne olur sizce?
“Tutkular her şey demek değildir. Sorumluluklarınız tutkularınızdan önce gelmelidir. Sorumluluklarınızın ağır bastığı noktalarda tutkularınıza gem vurabilmelisiniz”
Siz bir reklamcı olsa idiniz bu cümle arkasında bir kampanyaya adım atar mıydınız?
Oysa ben yanlış hatırlamıyorsam satın alma dürtüsü oluşturmak reklamcılığın temel prensiplerinden… Kampanyaya adım atarken doğacak bebeğe duyulan sorumluluk duygusundan ötürü tutkulara gem vurma düşüncesi reklamcılık anlayışına oldukça ters yine bana göre. Ki bir reklamcı ikna edici olabilmeli.. En yakınınız olan eşinize tutkularınızdan (tutku basit bir duygu değildir, küçümsememek gerekir) bahsediyor ve eşinizi ikna edemiyorsanız bir reklamcı olarak bir tüketiciyi, beni, nasıl ikna edeceksiniz?
Biraz önce de tekrarladığım gibi sosyal medyanın bir pazarlama mecrası olarak görülmesi düşüncesi beni rahatsız ediyor. Bu rahatsızlığı gidermek de aslında ajansların kendi insiyatiflerinde. ”Hanım izin vermedi, hadi beni destekleyin de Renault bana beleş otomobil versin” yerine “Eğer şu sayıda kişi beni desteklerse eşim hayalimdeki otomobili satın almama razı olacağını söyledi, hadi el birliği ile eşimi ikna edelim, şu otomobili satın alayım” diye yola çıkılsa ve sosyal medyanın katılımcı yönünden faydalanılsa bence çok daha etkili olurdu. Hanımı razı etmek için oyunlar, aktiviteler, destekleyici videolar falan derken oldukça katılımcı ve eğlenceli bir deneyim olabilirdi.
Bir de.. Son olarak şu var bana hiç ama hiç inandırıcı olarak gelmeyen… 40 küsur bin Euro… Şu an Türkiye’de satış rakamlarına baktığınızda rahatlıkla “elde patlamış satmayan otomobil” etiketi rahatlıkla vurulacak bir araç.. Tesadüfe bakın ki Cem, tam da ajansı olarak birlikte çalıştığı firmanın bu satmayan otomobiline aşık oluyor.. Tabi gönül bu ota da konar, başka yere de ama yollarda gördüğümüz onca süper coupé’den sonra Laguna’ya aşık olmak bana biraz şark kurnazlığı gibi geliyor..
Son söz.. Kösteğim sanırım ben Cem’e ![]()
Yorum yapılmamış