Farkındayım başlık biraz provokatif oldu ancak birçok kişinin zihninde böyle bir soru belirdiği için çıkış noktası olarak bu cümleyi aldım. Galatasaray’da Baros’un daha 2 ay sahalardan uzak kalacak olması, Nonda’nın ihtiyaç duyulan performansı gösterememesi nedeniyle yeni bir forvet transferi şart hale gelmişti. Yönetim de bunun farkında olsa gerek biraz önce resmi internet sitesinden yapılan bir açıklama ile Manchester City’nin Everton’da kiralık oynayan Brezilya’lı oyuncusu Joao Alves De Assis Silva, kısaca Jo ile sezon sonuna kadar sözleşme imzalandığı açıklandı. Kiralık olarak yapılan transferde Galatasaray sözleşme sonunda opsiyon kullanıp transfer hakkına da sahip.
Jo ile ilgili birçok video seyredecek futbolu, yetenekleri vs. bir çok haber okuyacaksınız. Bu nedenle ben bu transfere başka bir yönden yaklaşmak istiyorum.
Jo, Everton’da avrupa kupaları müsabakalarında yer aldığı için Galatasaray’ın bu yıl UEFA kupasında yapacağı maçlarda yer alamayacak. Bazıları bu nedenle Galatasaray’ın hedef küçülttüğünü, Avrupa’da başarı amaçlamadığını, Türkiye Lig’i şampiyonluğunu yeterli gördüğünü iddia ediyor bu gelişme üzerine.
Oysa bana göre bu kadar dar bir vizyon yerine bakış perspektifimizi genişletirsek Galatasaray’ın hedef küçültmenin aksine çok daha büyük hedeflere yol aldığını gözlemleyebiliriz.
Futbol günümüzde hala kitleleri peşinden sürükleyen bir tutku. Tutku kelimesini kullandım çünkü bunu başka bir kelime ile açıklamaya kalkarsak küçümsemiş oluruz. İnsanların gönül verdikleri takıma olan bağlılıkları bir yana günümüz futbol dünyasında bu oyunu sadece insanların boş vakitlerini değerlendirmek için kullandıkları bir hobi olarak görmek imkansız.
Henüz bir kaç gün önce Türkiye Süper Lig’inin televizyonda yayın haklarının 321 milyon dolar gibi bir rakama satılmasının yankıları hala sürmekte. Çok büyük rakamlar telaffuz ediliyor ve bu büyük rakamların karşılığını alabilmek için de bir değer üretilmesi gerekiyor.
Galatasaray’a dönecek olursam, son yıllarda yaşanan bir heyecan kaybından söz edebilirim. Avrupa kupalarında alışılagelmiş başarıların tekrarlanamaması, futbolcu transferlerinde yapılan hatalar, seyir zevkinden öte sonuca yönelik bir futbol anlayışı neticesinde tribünlerdeki taraftar kitlesinin azaldığını söylersem haksızlık yapmış sayılmam herhalde. Ali Sami Yen’in 25 bin kişilik kapasitesinin bile tam randımanla kullanılabildiğini kim iddia edebilir?
Bilindiği gibi Galatasaray’ın yeni stadının inşaası devam etmekte. Bir aksilik olmazsa seneye maçları yeni stadımızda izleme şansımız olacak. Bu stad 53 bin kişilik.. Yukarıda bahsettiğim maddi boyuta göz attığımızda Galatasaray gelir gider dengesinin sağlanması ancak bu stadın full kapasite ile dolması, lisanslı ürünlerin satışlarının arttırılması, Şampiyonlar Ligine dahil olarak maddi nimetlerinden yararlanılması olmazsa olmazlardan.
Bütün bunları yapabilecek yegane kuvvet de güçlü bir takım yaratmak. Önce ligde şampiyonluk elde edilmeli, şampiyonlar ligine kalınmalı…
İşte Jo’nun transferi ile Galatasaray hedef büyülttü derken bu düşüncelerden yola çıkıyorum. Hedef büyülttü çünkü açıkça gösterdiki bu yıl şampiyon olmak, şampiyonlar ligine kalabilmek çok önemli. Seneye aksilik olmazsa lig ve Şampiyonlar Ligi maçlarını yeni stadımızda oynayacağımızı tekrar hatırlatayım. Kombine ve gişe gelirleri bu sayede önemli bir ölçüde artacak.
Bu yıl UEFA kupasındaki rakibimiz Atletico Madrid takımını Jo olmadan da eleyebileceğimizi düşünüyorum. Eleyemesek bile çok fazla bir kaybımız olacağını düşünmüyorum.
Galatasaray bence bu hamleleri ile önümüzdeki yıllarda bileği bükülmez bir futbol takımının temellerini oluşturuyor. Umarım bütün bunlar düşüncede kalmaz ve uygulamaya geçirilebilir.
Jo’ya hoşgeldin diyorum ayrıca.


