2012: Kıyamet mi yoksa komedi mi?

2012 posterGidelim mi gitmeyelim mi derken bu öğleden sonra ani bir kararla hadi görelim bakalım şu filmi dedik demesine de neredeyse seansa yer bulamıyorduk. Kalan son koltukları 2 çifti ekarte ettikten sonra alabildim de zor da olsa koltuklarımıza kurulduk film için.

Aslına bakarsanız gitmeye hiç niyetim yoktu. Tipik bir felaket filmi senaryosu ve alışılagelmiş klişelerin hepsinin mevcut olduğunu filmi izlemeden önce internet üzerindeki çeşitli kaynaklardan öğrenmiştim. Tek merak ettiğim digital sinemanın son nimetlerinden yararlanılan bu filmde görsel gerçekçiliğin ne durumda olduğu idi.

Film hakkında çok fazla detay vermeyeceğim. Hala seyretmemiş olanlar olabilir. Kimsenin hevesini kursağında bırakmak istemem.. Film hakkındaki tek yorumum evet klişe bir felaket filmi olduğunda hemfikirim.

Önce oyuncuları tanıyoruz. Tipik bir boşanmış ebeveyn, sorunlu bir erkek çocuk, yeni sevgilisi ve eski eşi arasında gidip gelen bir anne, ayrı olduğu çocuklarını uzun zamandır aramayan amcalar, fedakar bir başkan, çıkarcı bir zengin, kıçını kurtarmaya çalışan bencil bir yetkili, ona karşı koyan idealist bir uzman vs vs vs… Hep bildiğimiz klişeler.

Filmi seyredilebilir kılan tek unsur görsel efektler olsa da yer yer bunaltı geliyor yok bu kadar olmaz diye. Binaların arasında slalom yapan pırpır uçaklar falan bööö dedirtiyor dedirtmesine de yaklaşık iki buçuk saat süren filmde heyecan dur durak bilmiyor. Görsel efektler olağanüstü açıkçası.. Artık gerçekçiliğin tavan yaptığı bir nokta olmuş. İyi de zayıf oyunculukların üzerine ne kadar efekt yüklerseniz yükleyin o filme iyi film dedirtmek için pek yeterli olmuyor. Oyunculuk adına filmde aklımda kalan isim pek yok gibi.

Senaryo konusu ise bir sürü soru işareti bırakıyor insanda. Yazının bundan sonrası bayağı bayağı spoiler içermektedir lütfen küfretmek istemiyorsanız filmi izlemeden okumamanızı rica ediyorum.

Spoiler göster »

İşte efendim kıyamet kopuyor, dünya yıkılıyor, depremler oluşan devasa yarıklar falan filan da.. Yahu deniz kenarındaki şehirlerde bile oluşan o devasa yarıkların içine damla su akmaz mı ya? Nereye gitti abicim o şehrin suları? Hadi bundan geçelim olur diyelim. Muazzam depremler sonucu muazzam tsunamiler oluşuyor ve şehirleri sular altında bırakıyor. Sadece şehirler değil. Tüm dünya sular altında kalıyor. Himalayaların tepesine kadar su çıkıyor… Yahu.. İyi tamam da maddenin yoktan var edilemeyeceğini biliyor olmanız gerekir. Nereden buldunuz abicim o kadar suyu? Himayaların tepesine kadar su çıkması için su seviyesinin kilometrelerce yükselmesi gerekiyor.. Nerede bu suyun kaynağı? Maya’lardan miras mı kaldı abicim o su? Filmden çıktım düşünmeye başladım hala düşünüyorum o kadar suyun nereden çıktığını bir cevap bulamadım? O çatlaklara akan denizleri falan hesaba katmıyorum ha. Onları da saysam var ya hayatta işin içinden çıkılmaz… O kadar suyun nereden çıktığı hakkında bir fikri olan yorum bırakırsa tartışırız burada..

Sonuç olarak illa görün diyeceğim bir film değil. Boş vaktiniz varsa ve iyi vakit geçirmek istiyorsanız gidin, patlamış mısırla iyi gidiyor. O kadar…

Benzer konular

Bu yazı Güncel, Sinema kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2012: Kıyamet mi yoksa komedi mi? için 1 cevap

  1. neslihan der ki:

    Hayırlı bayramlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>