0

Crossing Over

24 Mayıs 2009 Kategori: Sinema

crossing over poster

Bu sezon nereden bakarsanız bakın kaliteli filmlerin göreceli olarak az sayıda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. “Kaliteli film” ifadesi ile anlatmak istediğim ise sadece bol seyirci çekme amaçlı olmayan, insanı görsel efekt manyağı yapmak yerine oyunculukları ile büyüleyen, toplumsal mesaj olgusunu öyle bağıra bağıra repliklere sıkıştırarak değil filmin bütününe yayan fimler.

Daha önce seyrettiğim Sean Penn’in oscar ödülü kazandığı eşcinsel hakları savunucusu Harvey Milk’in hayatının konu edildiği “Milk”  filminden sonra bir diğer beğendiğim film de gösterime Temmuz ayında girecek olan sevgili Indiana Jones’umuz Harrison Ford’un başrolünü oynadığı (aslında başrol olayı da göreceli bu filmde, kimin başrolde kimin yardımcı rollerde oynadığı belli değil) Crossing Over isimli film oldu.

Eminim ki filmi izledikten sonra (hatta yarıda bırakanlar da olabilir) bu mu öve öve bitiremediğin film diye çıkışanlar mutlaka olacaktır. Zira alışılagelen giriş, gelişme ve final olayına sahip olduğunu söyleyemem. Zaman zaman tempo o kadar düşüyor ki ee hadi ama diye söyleniyorsunuz.

Bu filmi beğenmeme neden olan faktörlere gelince. Öncelikle filmdeki karakter seçiminin (casting) başarılı olduğunu söylemeliyim. Her ne kadar artık Harrison Ford Indiana Jones’çuluk yapamasa da (kısa bir süre önce yapmaya çalıştı ama ıh) Max Brogan adında göçmen bürosu dedektiflerinden biri rolünde oldukça başarılı. Abartıya kaçmadan klas bir oyunculuk sergiliyor. Daha önceki filmlerinden alışageldiğimiz esprili mizacın yerine Max Brogan rolünde depresif bir karakterle karşımıza çıkıyor. Tabii bunun nedeni filmdeki karakterin sürekli iç sorgulamalar içinde olması ama filme ait spoiler olmaması için burada kesiyorum.

Filmde başarılı bulduğum oyunculardan biri de Cliff Curtis. Max Brogan’la birlikte çalışan Hamid Baraheri rolünde. Çok sıkı bir oyunculuk yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim. Filme damgasını vuran isimlerden biri idi. Abartıya kaçmadan doğal bir oyunculuk sergiliyor.

Film sadece başrol oyuncusunun etrafında dönmediğinden, içiçe bir çok hikayeyi barındırdığından karakter sayısı da geniş. Bazı karakterlere filmde sadece bir kere rastlasanız bile o karakterin varlığı filme ayrı bir lezzet katıyor. Mesela Mireya Sanchez rolündeki Alice Braga. Filmin başında sadece bir sahnede görmüş olmamıza rağmen tüm film içinde varlığını unutturmuyor.

Filmin konusuna gelince. Amerika Birleşik Devletleri’nin Los Angeles kentinde bir çok ulustan kişinin vatandaşlık hakkı kazanma mücadelesini anlatıyor. Herbir karakterin kendi hikayesi var ve film içinde çarpıcı sahnelerle yoğun bir sorgulama içinde buluyorsunuz kendinizi. Kim haklı? Kim haksız?  Bir yönden baktığınızda bir tarafı haklı olarak görseniz de madalyonun diğer tarafına baktığınızda bu sefer diğer tarafın da kendine göre haklı olduğunu düşünüyorsunuz.

İnsanların hayatlarını değiştirebilme uğruna mücadeleleri, bu uğurda sahip oldukları değerleri nasıl feda ettikleri oldukça çarpıcı bir şekilde anlatılmış. Bazı sahnelerden çok etkilendim. (Tabii ki siz de bu sahnelerden etkileneceksiniz mutlaka ama burada ipucu vermiyorum, izleyin görün. )

Filmle ilgili diğer detaylara IMDB’nin ilgili sayfasından ulaşabilirsiniz.

  • Share/Bookmark

İlginizi çekebilecek diğer konular

Düşünceleriniz