elele tutuşmuşuk
iki küçük çocukmuşuk
kışmış hava
mışıl mışıl üşümekten
başıbüyük’te
bir beş taşın dibinde
diz dize oturmuşuk
birbirimize sokulmuşuk
iki küçük çocukmuşuk
birimiz ve
birimiz veya
güya bir rüyaymış
bu rüya.Can Yücel
“Bugün 23 Nisan, neşeyle doluyor insan” diyerek başlamayacağım bir çok yazıda karşılaşacağınız gibi. Can Baba’dan harika dizelerle başlamayı tercih ettim. Neden böyle diyecek olursanız hayatım boyunca hiç olmadığım kadar karamsarım şu sıralar.
Bugün alışılagelmiş bir şekilde televizyonlarda bol bol göreceksiniz, politikacıların koltuklarını birkaç dakikalığına çocuklara devrettiğini. Ne sahne ama? Ne söyleyeceği önceden ezberletilmiş küçüklerin sevgi ve barış dolu mesajlarını duyacaksınız bol bol.
Oysa bir çocuğun sevgi ve barış mesajları vermesinin hiç gereği yoktur. Çocuktaki masumiyet zaten ayrımcılığı, sınıflandırmaları barındırmaz. Ne zaman ki bir çocuk büyür işte o güzelim masumiyetini kaybeder, tüm bencil, kirli, irinleşmiş düşüncelerin kaynağı haline gelir. Bir çocuğu büyüklerin koltuğuna bir kaç dakikalığına bile oturtmak o çocukça duyguların kirletilmişliğidir. Bunun yerine çocuk bayramımızda küçükleri büyüklerin yerine koymaktansa büyükleri kısa bir süre için de olsa çocuklaştırmanın yolunu bulmak gerekir.
İşte o zaman çocukça düşünebilen büyükler, uğraştıkları işlerin ne kadar anlamsız, boş ve kirletilmiş olduğunu kendi gözleri ile göreceklerdir.
Gazetelerin sayfalarında son zamanlarda yoğunlaşmış bir şekilde çocuklara karşı işlenen suçları okuyoruz. Bilinçlenmemiz gerekirken, gün geçtikçe kirleniyoruz. Gün geçtikçe insanlık gömleğimizi çıkarıp altında tüm vahşiliği ile homurdanan hayvanın homurdanmalarını ortaya döküyoruz. Sonra da 23 Nisan’da ellerimizde bayraklar çocuk şarkıları söyleyerek temizliyoruz kendimizi.
Genelleme yapıyorsun, ben ne yapabilirim ki tek başıma bütün bu pislikleri temizlemek adına diye soran da olacaktır muhakkak. Seyrediyorsun.. Tüm kabahatin bu. Seyrediyoruz. Toplum olarak seyirci haline dönüşüyoruz, tepkisizleşiyoruz. Ruhsuzlaşıyoruz.
Çocuğa acıma duyguları ile yaklaşmak o çocuğa yapılacak ne büyük hakaretlerden biridir. Çocuğa acımak yerine sahip olduğu hakların bilincinde olup çocuğun bu haklarına ulaşıp ulaşamadığını sorgulamak, araştırmak ve eğer ulaşamıyorsa ulaşması için çaba göstermek sadece bireysel çabalarla olacak bir hadise değildir. Toplumsal birlik gerekir. Bu birlik sağlanmadığı taktirde şu anki gidişatımızın göstergesi olarak umarsız bir toplumla karşı karşıya kalırız. Kartlaşmış çocuk tecavüzcüleri, tacizcileri ekranlarda sırıtır bu da yetmez karısı da arabanın içinde o pis sırıtışıyla eşlik eder.
Neyse zaten bütün bu pislikleri olağan karşılamaya başladığımız için bu karamsarlığı taşıyorum üstümde..
Yorum yapılmamış